Bu yazıya oy verin :
[Toplam: 6 Ortalama: 4.2]
inflamatuvar-barsak-hastaliklari-hakkinda-bilmek-istediklerimiz-1

Soru-1-:  Ülseratif kolit )ÜK ) veya Crohn Hastalığı (CH)  genetik  hastalık ise hastanın anne  veya babasında  da hastalık olması gerekmez mi?

Yanır-1-: Her iki hastalık içinde genetik geçiş halk arasında bilinen klasik genetik hastalıklar gibi değildir. Hastanın anne veya babasından gelen genetik sorunlar çocukta ortaya çıkmış olabilir. Hastanın çocuğunda da bu hastalıklara yakalanma olasılığı artmakla beraber mutlaka hastalığın ortaya çıkması gerekmez.

Soru-2-: İNFLAMATUVAR BARSAK HASTALIĞI  stres ile ilişkili midir? Hastalığı stres ortaya çıkarır mı?

Yanıt-2-:  Stres İNFLAMATUVAR BARSAK HASTALIĞI  da hem Ülseratif kolit  hem de Crohn Hastalığı için son derece önemlidir. Tek başına her iki hastalığı ortaya çıkaran stres değildir. Streste artma veya sürekli stres altında kalma her iki hastalığın iyileşmesini zorlaştırır, iltihabi atağın şiddetlenmesine sebep olur veya ilaçların etkilerinin azalmasına sebep olabilir.

Soru-3-: İNFLAMATUVAR BARSAK HASTALIĞI  ‘da ilaç tedavisi hastalığı ortadan kaldırır mı? İlaçlar atakları öner mi?

Yanıt-3-:  Mevcut ilaçlar hastalığın yatışmasını ve atak yapmasını engelleyici etkilere sahiptir. İNFLAMATUVAR BARSAK HASTALIĞI  ‘ nı tamamen ortadan kaldırıcı etkileri yoktur. En etkili ilaç olarak kortizon  hem Ülseratif kolit  hem de Crohn Hastalığı  kullanılır. Yan etkiler nedeni ile uzun süre kullanılmaz. Bazı hastalar kortizona direnç gösterebilirler. Diğer ilaçların kullanımı söz konusudur. Ne yazık ki bilinen ilaçlar hem Ülseratif kolit  hem de  Crohn Hastalığı  hastalığı ortadan kalkmasını sağlayıcı değildir. Bununla birlikte mevcut ilaçlar ile pek çok olgu yatışarak uzun yıllar atak yaşamadan kalabilmektedirler.

Soru-4-: İNFLAMATUVAR BARSAK HASTALIĞI  ( Ülseratif kolit – Crohn Hastalığı ) olgusu gebe kalırsa tehlikeli olur mu?

Yanıt-4-:  Hem Ülseratif kolit  hem de  Crohn Hastalığı  olgusu gebe kalmadan hastalığın yatışmış dönemde olmasına dikkat etmek gerekir.Gebelik hem Ülseratif kolit  hem de  Crohn Hastalığı  ‘nı %25-50 alevlenmesine sebep olabilir. Alevlenme olsa bile mevcut ilaçlar gebelikte de kullanılarak gebeliğin sağlıklı seyretmesi sağlanır.

Soru-5-:  İNFLAMATUVAR BARSAK HASTALIĞI  ‘da anti-TNF (tümör nekrozis faktör antikoru )  ilaçlar verem ( tüberküloz ) ve lenf kanseri ( lenfoma ) yönünden ne oranda sakıncalıdır?

Yanıt-5-:  Verem  ( tüberküloz)  yönünden risk oldukça düşüktür. Bu olasılık için Hem Ülseratif kolit  hem de Crohn Hastalığı  olguları 1 ay veya 9 ay boyunca verem ilaçları ile gerekli önlemler alındığı için önemli bir risk ile karşılaşmıyoruz. İstatistiki veri Türkiye ile ilgili elimizde bulunmamakla birlikte yayınlarda 10.000 anti-TNF (tümör nekrozis faktör antikoru ) kullanan olguda 8-15 arasında bildirilmektedir.

A nti-TNF (tümör nekrozis faktör antikoru)  kullanımı İNFLAMATUVAR BARSAK HASTALIĞI  olgularına oranla romatoidartrit (romatizima ) hastalarında daha sık kullanılmaktadır. Bu olgularda lenfoma riskini arttırmadığına dair yayınlar otaya çıkmakla beraber 10.000 A nti-TNF (tümör nekrozis faktör antikoru kullanımında 10-15 olguda rastlanıldığına dair bilgilerde bulunmaktadır. Crohn hastalığı  ince barsak kanseri (%3-4) , ülseratif kolit kalın barak kanseri (%4-5) geliştirme riskine sahiptir. Buna rağmen Türkiye ‘de bu orand kanser ile karşılaşılmamaktadır. A nti-TNF (tümör nekrozis faktör antikoru )  olgularında da lenfoma rastlanması konusunda yeterli veri bulunmamaktadır.

Soru-6-: Ülseratif kolit  hastaları kolon (kalın barsak ) kanserine  yakalanır mı?

Yanıt-6: Ülseratif kolit kalın barsağı  makattan ( anüs- rektum  bölgesi) başlayarak geriye doğru tüm bölümlerini tutabilir. Tüm kalın barsak (kolon)  tutulumuna pankolit diyoruz. Pankolit tarzında tutulum 10 yıllık hastalık süresinden sonra aktif olarak devamı durumunda kalın barsak (kolon) kanseri  tüm olguların %4-5 gibi düşük bir oranında karşımıza çıkabilir. Genetik yatkınlık üzerine gelen Ülseratif kolit hastalığı dünyada farklı coğrafi bölgelerde farklı özelliklerde seyreder. Türkiye’de Ülseratif kolit olgularında %4-5 gibi oranlarda da kolon kanseri  görmüyoruz. Bu oran büyük olasılıkla bizim olgularımızın genetik farklılığı ile ilgilidir. Hastalarımızı izlerken pankolit (tüm kalın barsak tutulumu) olup tedavilere dirençli olgularda kolon kanser gelişim  riskinde beklemeksizin tümü ile kolonun çıkarılması söz konusu olacağından kanser  gelişim riski bizleri korkutmamaktadır. Hastaların bu riski düşünerek yaşamı kendilerine daha da zor hale getirmemeleri için hastalığın başlangıcında bu fikirleri ayrıntılı ve net bir şekilde paylaşmak son derece önemlidir.

Soru-7-: Crohn hastalığının  (CH) kanserle ilişkisi nasıldır?

Yanıt-7Crohn hastalığının  ‘nın ince barsak kanseri  ile ilişkisi bulunmaktadır. İnce barsak tutulumu yapan aktif ve şiddetli Crohn hastalığının  olgularında %3-4 oranında ince barsak kanseri gelişim riski bildirilmektedir. Genetik yatkınlık üzerine ortaya çıkan Crohn hastalığının  ‘da kanser gelişim riski ülseratif kolit olgularında olduğu gibi Türkiye’de kanser gelişim riskini dünyanın diğer farklı coğrafi bölgelerinde görülen oranlarda yüksek değildir. Neredeyse hemen hemen hiç görülmemektedir. Crohn hastalığının  ‘da bizi korkutan kanser gelişim riski değildir. Hastalığın seyretme şeklidir. Bu nedenle kanser gelişim riskini hastalığın başında hasta ile ayrıntılı bir şekilde paylaşmak hastanın takibi ve tedavinin etkinliği açısından son derece önemlidir.

Soru-8-: Ülseratif kolit veya Crohn hastalığında aferez  yöntemi ne oranda başarılıdır? Aferez uygulamasının yan etkisi var mıdır?

Yanıt-8-: Aferez  uzun yıllardan beri pekçok hastalık için kullanılmaktadır. Aferezi  kandan zarralı odğunu düşündüğümüz değişik maddeleri, hücreleri toksinleri özel filtrelerden geçirerek uzklaştırma yöntemi olarak kısaca anlatabiliriz. Aferez  bir çeşit diyaliz yöntemidir. Aferez  yöntemi her iki hastalık içinde mevcut bilinen tedavi ilaçlarına ek olarak kullanılan yardımcı bir yöntemdir. Tek başına aferez  etkin olmakla beraber birlikte kullanımı iledaha etkin duruma gelmektedir. Hem Ülseratif kolit hem de Crohn hastalığının  seyrinde ortaya çıkan hassaslaşmış kan hücrelerinin  uzaklaştırılması prensibine dayanır. Dolayısı ile barsağa karşı gelişen abartılı bağışıklık  ı mekanizması ile ilgili saldırıların önüne geçilerek hastalıkların yatışması (remisyona)  girmeleri sağlanır. Başarı oranı %60-80 arasındadır. Remisyona giren olguların diğer tedavilere duyarlılıkları artmaktadır. Şiddetli pankolitli ( tüm kalın barsağı  tutan) ülseratif kolit  olgularında yoğun aferez tedavisi ile daha belirgin yararlar elde edilmektedir. son döenmde ise Crhn Hastalarında aferez  yapılan olgularda ciddi orana başarı elde edildiği ile ilgili veriler gelmektedir. Aferez  hastaneyey yatırılarak yapılması gereken bir tedavi şeklidir. sorun yaşanmadığı taktirde ayaktan gelerek hastanede uygulanan bir yöntemdir.

Aferez  uygulaması temizliğe çok dikkat edilerek yapılmalıdır. Hem Ülsertif kolit  hem de Crohn  olgularının enfeksiyon kapmaması sağlanmalıdır. Aferez  uygulaması ısrasında kol veya kasık damarlarından kan laınarak cihazdan geçirilip hastaya tekrar geri verilirken hafif tansiyon düşüklülkleri yaşanabilir. Aferez  de her hastaya her senasta ayrı setler kullanılmaktadır. Tansiyon düşüklüğü dışında ciddi bir sorun ile karşılaşmadığımız belirtebilirim.

Soru-9-:  Hücre nakli ile Crohn hastalığı  veya ülseratif kolit  tedavisi mümkün mü?

Yanıt-9-:  Hücre nakli (mesenkimalstromal hücre transplantasyonu) ile özellikle Crohn hastalığında başarılı sonuçlar alındığı bildirilmektedir. Türkiye ‘de henüz uygulanmamaktadır. Özellikle anti-TNF tedaviye dirençli ve fistül ile seyreden Crohn hastalarında  uygulandığı bildirilmektedir. Bununla birlikte henüz yöntemin etkinliği ve güvenilirliği konusunda ek çalışmalara gereksinim olduğu bildirilmektedir. Yakın gelecekte olmamakla beraber belirli bir süre içinde etkin bir tedavi olarak ortaya çıkması olasıdır.

Soru-10- Ülseratif kolit veya Crohn hastalığında  diyet nasıl olmalıdır?

Yanıt-10-  hem Ülseratif kolit  hem de  Crohn Hastalığı  hastalık için aktif dönemde diyet önemlidir. Diyare (ishal)  şiddetli karın ağrısı, bulantı-kusma gibi yakınmaların olduğu dönemde süt alınması uygun değildir. Bu dönemde acı, ekşi, baharat kullanımı sakıncalıdır. İshal  döneminde tatlı yenmesi ishali arttırır. Daha çok çorba,yoğurt, ayran, su, ekmek, patates püresi, makarna gibi hafif yiyeceklerin alınması uygundur.

Soru-11:  Yiyecekler ülseratif kolit ve Crohn hastalığının  ortaya çıkışında hangi oranda etkili olurlar?

Yanıt-11:  Gıdaların hangi tohumlar kullanılarak üretildiğini, hangi ortamlarda yetiştirildiğini, hangi sulama sistemleri (suların içeriğinde neler barındırdığını) ile sulandığını, hangi gübreleme yöntemleri ile üretimlerine katkıda bulunulduğunu kaydeden ve tüketiciye ulaştıran bir sisteme sahip değiliz. Bu ve benzeri nedenler ile ne yediğimizi ve ne içtiğimizi bilmez durumdayız. Gıdaların bu özelliklerinin ise sağlığımız ile yakın ilişkili olduğunu bilmemize rağmen hangi ürünü alıp alamayacağımız konusunda bilgi sahibi değiliz. Hem ülseratif hem de Crohn hastalığı genetik yatkınlık üzerine tetiği çeken bir mekanizma ile ortaya çıkmaktadırlar. Gıdaların içeriğinde yer alan pek çok allerjen yapıdaki faktörün bu hastalıkları ortaya çıkarma olasılıkları yüksek olması nedeni ile tükettiklerimiz hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmamız gerekli ve zorunludur. Su içerken içinde istenmeyen arsenik, kurşun vb. ağır metallerin bulunduğunu bilinmesi ne denli önemli ise fosseptik karışmış suların kullanımı ile yetiştirilmiş ürünlerin tüketiminin ne denli zararlı olabileceği bilinmektedir. Madencilik faaliyetlerinin yaygınlaştığı ortamlarda altın vb. madenlerin çıkarılması için kullanılan zararlı maddelerin sulara karışarak tarlalara, bağlara, bahçelere ne oranda gelerek yetiştirilen ürünleri etkilediğini değerlendirmemiz gerekiyor. Bu nedenler ile hem Ülseratif kolit  hem de  Crohn Hastalığında  olgular beslenmelerine dikkat etmelidirler derken hepimizin aynı oranlarda beslenmemeize dikkat etmemiz gerektiğini söylemeliyiz.

Soru-12- Hem ülseratif hem de Crohn hastalığı  olgularının hiç tüketmememleri gereken gıdalar var mıdır?

Yanıt-12: Aktif dönem dışında özel bir yasak her iki hastalık için bulunmamaktadır. Bu sçylem şu şekilde algılanmaktadır. Her türlü gıda tüketilebileceğine göre her ortamda tüketilmeye çalışılmaktadır. Örneğin çorba yasak değil dediğimizde ev dışında kullanılan çorba malzemelerini, kullanılan yağı, kullanıla baharat çeşidini bilmediğimiz bir çorba ishali başlatıcı bir etki ortaya çıkarabilir. Köfte yasak değil dediğimizde hasta kendi evinde bildiği malzeme ile yaptığı köfte yerine, bilmediği kıyma, bilmediği katkı, bilmediği baharat, bilmediği yağ ile yapılan köfteyi yediğinde kolit atağını şiddetle başlatabilir. Dondurma her iki hastalık içinde aktif dönem dışında yasak değildir. Taze yapılmayan hazır dondurmanın yendiğini düşünelim. Bu hazır dpndurmanın saklandığı buzdolabının elektriğinin uzunca bir sğre kesildiğini ve eriyen dondurmanın bu süre sonunda tekrar çalıştırılan buzdolabında saklanmaya devam edildiğini ve satıldığını düşünelim. Bu dondurmanın içinde birçok bakterinin çoğalma olasılığı çok yüksektir. Yenildikten sonra ise hastada son derece şiddetli kolit ataklarını başlatabilir. Bu nedenler ile yasak yok anlayışı ile her tür gıdanın tüketilmesinden ziyade dikkatli ve her sağlığına dikkat etmesi gereken kişinin uyması gereken kurallara uymak gerekecektir

Soru-13-:  Ülseratif kolit ve Crohn hastaları sigara  kullanmalı mıdır?

Yant-13:  Geçen 10-15 yıllık sürede bazı doktorlar özellikle ülseratif kolit olguları sigara  kullanıyorlar ise devam etmeleri gerektiğinin ileri sürmüşlerdir. .Daha ileri gidenler ise hastaların sigaraya başlamalarını ya da nikotin bantları kullanmalarını önermişlerdir. Bu görüşlerin tümümün yanlış olduğu belirlenmiştir. Sigaranın  özellikle her iki hastalık için zararlı olduğu bilinmektedir. Özellikle operasyon olma olasılıkları nedeni ile hem Ülseratif kolit  hem de  Crohn Hastalığı  içinde sigara  kullanımının zararlı olduğu ve mümkün olan en kısa zamanda hastaların bırakması gerektiği hastalara ayrıntılı olarak anlatılmalıdır.

Soru-14- Ülseratif kolit ve Crohn hastaları  ara sıra alkol  alabilirler mi?

Ynıt-14-: Alkolün  zararları bilinmektedir. Her iki hastalık için özellikle anüs, rektum ve sigmoid bölgeleri (makat ve makata yakın kalın barsak) hastalığa tutuldukları zaman alkol alımında bu bölgelerde kanın göllenmesine ve hastalığın daha şiddetli alevlenmelerine sebep olabilir. Kalın ve ince batsak tutulumlarında da aktif dönemde alkol  kullanımı sakıncalıdır. Remisyon ( yatışma)  dönemlerinde ise mayalı olmayan alkol tüketimi sosyal içicilik seviyesinde ciddi bir sakınca taşımamaktadır. Nası olsa dokunmuyor düşüncesi ile haftada bir kez veya on günde bir kez alkol  kullanımını sıklaştırmamak daha akılcıdır.

Soru-15 -Ülseratif kolit ve Crohn hastalığında operasyon  ne aman ve kim için uygulanmalıdır?

Yanıt–15:  hem Ülseratif kolit  hem de  Crohn Hastalığında  tıbbi tedavi ile  ciddi  başarılar elde edilebilmekte iken hastalık tamamen ortadan kalmamaktadır. Crohn Hastalarında  da operasyon ancak darlık, delinme, kanama, fistül  gibi komplikasyonalrada operasyon düşünülmektedir. Crohn Hastalarında  barsağın tümden alınması gerek ince barsak gerekse kalın barsak için söz konusu değildir. ancak bu komplikasyonlarda zorunluluk nedeni ile komplikasyon bölgesine sınırlı operasyonlar düşünülür. Operasyon sonrası ise hastalıkla iligli tıbbi tedaviler sürüdürülmelidir. Ülseratif kolit  olgularında ise tüm kalın barsak tutulumu (pankolit)  olduğu durunlarda, kanser gelişim riskinde, delinme, kanama gibi komplikasyonlarda  operasyon düşünülür.

Sağlıklı günler dilerim.
Aşağıdaki formu doldurun, en kısa sürede size ulaşacağım.

(*) Belirtilen alanlar zorunludur.
Bilgileriniz gizli tutulur.
Bilgileriniz 3. kişi veya kurumlarla paylaşılmaz.